
09/02/2023
İki Kutuplu Rekabetin Yoğunlaşması: Çin’in Kamboçya’daki Üssü ve Amerika’nın Asya’daki Ekonomik Ortaklığı
Kamboçya’daki Ream Donanma Üssü, Çin’in uluslararası sahada ikinci, Asya’daki ilk donanma üssü olacak. Pekin, askerî gücünü kendi sınırları dışına yaymak amacıyla bazı ülkelerde gizli üsler kurmaya çalışıyor. Bu durum aynı zamanda Pekin’in bugüne kadar takip ettiği siyasetin yavaş yavaş değiştiğine de işaret ediyor.
Devasa bir donanmaya sahip olan Çin, denizaşırı üsleri bulunmadığı için savaş gemilerini kendi kara suları dışında pek kullanamıyor. Öte yandan Hint-Pasifik Okyanusu’nda sürekli olarak donanma üsleri ve nükleer denizaltı filoları kuran ABD, bu üsler sayesinde elde ettiği stratejik varlığıyla Çin’i haritada âdeta denizden abluka altına almış görünüyor. Son dönemde kendi sınırları dışında askerî üsler kurmak için açık gizli çeşitli girişimlerde bulunan Çin’in bu alandaki nüfuzunu artırmak istediği anlaşılıyor.
Çin’in bu hamleleri, Amerikan yönetimini Çin’i kontrol altına alabilmek adına Asya’daki ortaklarıyla yeni bir bloklaşmanın kurulması çalışmalarını hızlandırmak zorunda bıraktı. Bu kapsamda bir ABD başkanı, ilk defa Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) liderlerini Washington’da ağırladı; akabinde de Asya’ya ilk ziyaretini yaparak küresel gayrisafi hasılanın %40’ını oluşturan 13 ülke ile ekonomik ortaklıklarını açıkladı.
Ukrayna Savaşı dahi Amerikan yönetimini Çin’i kontrol altına alma hedefinden uzaklaştıramadı. Washington özellikle yaptığı hamlelerle gelecekteki muhtemel meydan okumalara karşı Asya’daki ortaklarıyla birlikte yeni bir dış politika izleyeceğini gösterdi.
ABD ve Çin arasındaki jeopolitik çatışmanın tırmanması, bu iki ülkenin kendilerinden daha zayıf, ancak stratejik olarak önemli müttefikleri üzerinde baskı ve kışkırtmalarının arttığı yeni bir süreci beraberinde getirecek görünüyor. Dolayısıyla ülkelerin yavaş yavaş bu iki kutuptan birinde yer almak zorunda kalacağı bir senaryonun ortaya çıkacağı anlaşılıyor. Bu bağlamda Biden’ın geçtiğimiz günlerde Ortadoğu’da altı Körfez ülkesi ile Mısır, Irak ve Ürdün devlet başkanlarıyla gerçekleştirdiği zirve de Washington tarafından özellikle teknolojik ve askerî alanlarda Çin’i sınırlandırmak için önemli bir fırsat olarak görülüyor.
Çin’in Solomon Adaları ve Kamboçya’daki Hamleleri
Washington Post gazetesi 6 Haziran 2022 tarihinde (her iki taraf da bu bilgiyi yalanlasa da) Kamboçya’nın Ream Donanma Üssü’nün Çin tarafından geliştirildiğini ve üssün Tayland Körfezi tarafındaki kuzey bölümünün sadece Çin askerlerince kullanılacağını yazdı. 2019 yılında da Batılı kaynaklar, Pekin’in Kamboçya ile Çin Silahlı Kuvvetleri’nin Kamboçya sahilindeki Ream Donanma Üssü’nü kullanmasına izin veren gizli bir anlaşma yaptığını rapor etmişti. Bu haberler üzerine Pekin, Çin’in donanma üssündeki varlığının sadece Kamboçya Ordusu ile ortak eğitim faaliyetleri sebebiyle olduğunu açıklamıştı.
2017 yılında resmî olarak Cibuti’de açılan Çin Donanma Üssü’ne ek olarak Ream Donanma Üssü, Çin için uluslararası sahada ikinci, Asya’daki ilk donanma üssü olacak. Bütün bu gelişmeler Çin’in gizli bir şekilde sınırları dışındaki askerî varlığını genişletmeye çalıştığını gösteriyor. Zira geçtiğimiz yıllarda Amerikan istihbaratı Çin’in Birleşik Arap Emirlikleri limanında gizli bir askerî tesis kurduğunu ortaya çıkarmıştı. Akabinde ABD’nin Abu Dabi’ye baskısı sonrasında tesisin kurulumunun durdurulduğu açıklanmıştı.
Geçtiğimiz nisan ayında da Solomon Adaları ile kapsayıcı bir güvenlik anlaşması imzalayan Çin’in bu hamleleri, onun bölgesel nüfuzunu artırma hedeflerinden kaynaklanıyor. Ream projesini güçlendirmek için de önem taşıyan anlaşma, Çin’e Pasifik Okyanusu’nun güneyinde ilk askerî yerini kazandırmış oldu. Çin ayrıca, Amerikan güçlerinin Guam ve Hawaii adalarındaki stratejik varlığını engellemek maksadıyla geçtiğimiz mayıs ayında Pasifik adaları ülkeleriyle (Fiji ve diğer dokuz ülke) bir ticari ve güvenlik iş birliği anlaşması imzalamak istedi, ancak bunda başarılı olamadı.
Bütün bu gelişmeler aynı zamanda Pekin’in bugüne kadar izlediği siyasetin yavaş yavaş değiştiğine de işaret ediyor. Öyle ki Çin hem başka ülkelerde silahlı birimlerinin olmasını normalleştirmek istiyor hem de bu ülkelerde bulunmasının bir genişleme politikası olduğunu açıklamaktan imtina etmiyor.
Çin ile Soloman Adaları arasında imzalanan anlaşma benzeri muğlak anlaşmalar, ülkelerin iç güvenliklerinin artırılması ve dış güvenlik bağlantılarının da çeşitlenmesine imkân verdiğinden küçük devletleri cezbedebiliyor. Ne var ki Çin’in Kuşak Yol Projesi’nin 140’tan fazla ülke tarafından imzalamasından sonra, dünyanın her yerine yayılan Çin yatırımlarının korunması için bazı ülkeler, Çin güçlerinin topraklarına girmesine izin vermeleri konusunda baskı görüyor.
Çin’in Askerî Yayılmasının Sınırları
Çin, Hint-Pasifik Okyanusu’ndaki Pasifik adaları ve Avustralya’dan başlayıp Japonya ve Güney Kore’deki askerî üslerinden geçerek kendisine yakın denizlere uzanan bölgede, Amerikan askerî varlığının stratejik yayılımına karşı koyabilmek amacıyla askerî varlığını geliştirip güçlendirmek istemektedir. Bu amaçla da geçtiğimiz 10 yıl boyunca, bölgedeki devletlerle olan güçlü siyasi bağlantılarını kullanarak bölgenin her tarafında yatırımlarını artırıp yardımlarını genişletmeye yönelik bir politika izlemiştir. Bu politika çerçevesinde hazırlanan planların temel amacı ise, bölgedeki diğer devletlerin bölge liderliğini Pekin’e teslim etmesini sağlamaktır.
Uluslararası alanda ABD’nin sahip olduğu gibi bir pozisyona sahip olamayacağının farkında olan Pekin yönetimi, bunu ancak fiilen bulunduğu ülkelerin hava ve denizlerinde egemen tek güç olarak başarabileceğinin farkındadır. Bu sebeple Hint-Pasifik Okyanus bölgesinde yaşanan Çin-ABD çekişmesi, ABD’nin Çin’in bu bölgede hâkim güç hâline gelmesini engellemek istemesinden kaynaklanmaktadır. Ayrıca Çinli askerî stratejistler de “Çin Karayipleri” olan Güney ve Doğu Çin Denizi’nin hiçbir dış güç olmadan sadece Çin egemenliğinde olması gerektiğini, Amerikan Karayiplerinin ise Washington egemenliğinde olması gerektiğini belirtmektedir.
Pentagon’un geçen seneki raporuna göre Çin donanması nicelik bakımından dünyanın en büyük donanmasıdır. Rapora göre ABD’nin 297 gemisi bulunurken Çin 355 gemiye sahiptir ki, 2030 yılında bu sayının 460’a yükseleceği tahmin edilmektedir. Bu devasa varlığına rağmen Çin’in denizlerdeki güçlü ağlardan mahrum olması, savaş gemilerini kendi kara suları dışına çıkaramaması, sahip olduğu gücün etkinliğini azaltmaktadır. Diğer taraftan bölgedeki (Japonya, Kore, Guam Adası, Avustralya, Diego Garcia Adası) daimî askerî varlığı, Amerika’nın harita üzerinde nükleer denizaltıları ve askerî üsleriyle Çin’i âdeta bir deniz ablukasına aldığını göstermektedir.
Bu sebeple Çin’in deniz üslerine sahip olması, bölgesel askerî yayılmasını sağlayabilmesi için zaruridir. Bu bağlamda Kamboçya ile yapılan anlaşma, Washington ve Pekin arasındaki asıl jeopolitik rekabet sahası olan Güney Çin Denizi’nden Batı’ya açılan bölgede Çin askerî gemilerine büyük bir ayrıcalık vermektedir. Bu anlaşma aynı zamanda Pekin’e Güneydoğu Asya’daki büyük deniz yollarına yakın noktalardaki nüfuzunu artırarak hedeflerini gerçekleştirmesi ve kendi kıyılarından uzak noktalardaki siyasi etkisini artırması için fırsat sağlayacaktır. Öte yandan Filipinler’in Subic Körfezi’nde yer alan eski Amerikan Üssü’nün 679 kilometrekarelik alanına karşın Ream Deniz Üssü’nün sadece 0,8 kilometrekarelik bir alanı olmasının Çin Donanması’na sınırlı bir alan sağlayacağı da açıktır.
