
09/02/2023
Doğu Türkistan’daki Hak İhlalleri ve BM’nin Uygur Raporunun Değerlendirilmesi
Doğu Türkistan binlerce yıldır Uygur, Kazak, Kırgız, Özbek ve Tacik gibi Orta Asya halklarının anavatanıdır. Tarih boyunca kadim bir Türk toprağı olan bu coğrafyada bugün modern dünyadaki en ağır insan hakları ihlalleri resmî politika olarak uygulanmakta ve bu ihlaller her geçen gün artarak devam etmektedir. Çin’in tarihsel olarak Doğu Türkistan olarak bilinen Sincan (Xinjiang) Uygur Özerk Bölgesi’ndeki Uygurlara ve diğer Müslüman ve Türk halklara yönelik temel insan haklarını ihlal eden uygulama ve politikaları, son yıllarda ileri düzeylere ulaşmış durumdadır. Demografik dengeyi değiştirmek için Han Çinli nüfusun bölgeye yerleştirilmesi; insanların ana dillerini konuşmalarının, ibadet etmelerinin, seyahat özgürlüklerinin ve hatta geleneksel kıyafetlerini giymelerinin dahi yasaklanması, söz konusu ihlallerin ve asimilasyon politikalarının bazılarıdır. Aşırılıkla ve terörle mücadele kisvesi ise, Çin Komünist Partisi (ÇKP) tarafından etkin bir baskı aracı olarak kullanılmaktadır. ÇKP’nin 1949 yılında bölgeyi işgal etmesinin ardından başlayan baskılar, 2014 yılında sözde aşırılıkla mücadele adı verilen programın uygulamaya konulmasıyla iyice artmış, 2017 yılında “mesleki eğitim merkezleri” adıyla inşa edilen toplama kamplarının kurulmasıyla da yeni bir boyut kazanmıştır. En az 1 ila 3 milyon Doğu Türkistanlının kapatıldığı bu kamplar her türlü insan hakkı ihlalinin uygulandığı merkezler olarak hâlen faaldir. Toplama kamplarına alınan Doğu Türkistanlılar, maruz kaldıkları fiziksel işkence ve şiddetin yanı sıra ÇKP’nin ideolojik propagandalarına, kimliklerini reddetmeye, mandarin Çincesini öğrenip konuşmaya, ÇKP marşlarını öğrenmeye ve zorla çalıştırılmaya mecbur bırakılmaktadır.
ÇKP yönetiminin bölgede uyguladığı en ağır politikalardan biri de 2017 yılında başlatılan “Ortak Aile” programıyla bilhassa kırsal kesimlerdeki Müslüman ailelerin evlerine Çinli memurların yerleştirilmesi olmuştur. Bu program kapsamında çok sayıda Çinli resmî görevli, Müslüman ailelerin evlerinde zorunlu misafir olarak yaşamaktadır. Toplama kampları ve ortak aile gibi projelerin yanı sıra zorla yerinden etme, zorla çalıştırma, dinî ve kültürel asimilasyon gibi uygulamalarla Doğu Türkistanlılara yönelik sistematik bir soykırım yürüten ÇKP yönetimi, uluslararası toplumun meseleye yeterince ilgi göstermemesi sebebiyle faaliyetlerine hız kesmeden devam etmektedir.
2017 yılındaki resmî verilere göre, Sincan bölgesinin nüfusu, Çin’in toplam nüfusunun yalnızca %1,5’ini oluşturmasına rağmen, tüm Çin’deki tutuklamaların %21’i Sincan bölgesinde gerçekleşmiştir. Ayrıca 2017 yılından bugüne kadar Sincan’daki camilerin üçte ikisine çeşitli sebepler öne sürerek zarar veren ÇKP yetkilileri, bölgedeki her türlü dinî faaliyeti de yasaklamıştır. Bu faaliyetlere katılanlar ise “aşırıcılık” bahanesiyle ya gözaltına alınmış ya da toplama kamplarına götürülmüştür. 2020 yılında iyice artan hak ihlalleri, ÇKP yönetiminin inkâr edebileceği sınırları dahi aşmıştır. Haziran 2020’de 50 kişilik bir Birleşmiş Milletler (BM) raportör ekibi, çeşitli incelemeler gerçekleştirerek Çin’in Sincan ve Tibet bölgelerindeki dinî ve etnik azınlıklara yönelik insan hakları ihlalleri hakkında sert bir iddianame hazırlamıştır. 31 Ağustos 2022 tarihinde ise, BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği (BMİHYK) tarafından, Yüksek Komiser Michelle Bachelet’in görevini devretmesine dakikalar kala, “BMİHYK’nin Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki İnsan Hakları Endişelerinin Değerlendirilmesi” başlıklı bir rapor yayınlanmıştır. Raporda, Çin’in Sincan’da gerçekleştirdiği ve insan haklarına aykırı olan faaliyetleri ele alınmaktadır. Söz konusu rapor, memnuniyetle karşılandığı kadar çeşitli eleştirilerin de hedefi olmuştur.
Sincan bölgesinde gerçekleşen insan hakları ihlalleri, uluslararası kamuoyunun sürekli gündem maddelerinden biridir. Ancak Çin’in artan ekonomik gücü ve buna paralel olarak yükselen diplomatik ağırlığı, ülkelerin Çin’in hak ihlallerine yönelik tepkilerini de etkileyebilmektedir. ÇKP yönetiminin Sincan bölgesine yönelik gayriinsani tutumunun ekonomik, siyasi ve kültürel sebepleri bulunmaktadır. Meselenin temelinde ise başta Uygurlar olmak üzere bütün farklı etnik halkları, inançları ve kültürleri tamamen yok sayan ve asimile etmek isteyen Komünist Parti rejimi yer almaktadır. Bölgede kimliğini korumak isteyen ve kendi kaderini tayin hakkını kullanmak isteyen herkes, çeşitli hak ihlallerine, işkence ve şiddete, zorla yerinden edilme ve zorla çalıştırılma politikalarına maruz kalmaktadır.
Etiketler : Doğu Türkistan
