
09/02/2023
Rusya’nın Etrafındaki Düşman Çemberi Genişliyor
“Rusya’nın yalnızca iki müttefiki vardır: ordusu ve donanması.” Bu sözün Rus İmparatoru III. Aleksandr’a ait olduğu düşünülmektedir. Bu söz kime ait olursa olsun, 21. yüzyılın ilk çeyreğinin sonuna yaklaşılırken yaşananlar, âdeta bu sözü doğrularcasına Rusya’nın yanı başında bulunan “düşman” sayısının gittikçe arttığını göstermektedir. Ancak bu durumun asıl nedeni Rusya’nın komşularına yönelik izlediği düşmanca politikadır; farklı bir ifadeyle günümüz Rusya’sının -hâlâ imparatorluk geçmişinden vazgeçememesinin bir devamı olarak- yakın komşularını yok sayma politikasıdır. Nitekim Rusya’nın izlediği bu politika sonucu, uzun yıllardır tarafsızlıklarını koruyan İsveç ve Finlandiya dahi artık tarafsızlık politikasını bırakarak NATO’ya üyelik başvurusunda bulunmuştur.
Stockholm ve Helsinki’nin bu kararı, Avrupa güvenlik mimarisini temelden etkileyecek bir gelişme olmasa da şu tartışmayı beraberinde getirmiştir: “Bir devletin güvenliği nasıl sağlanır?” “Herhangi bir askerî ittifaka üyelik mi, yoksa tarafsızlık politikası mı devletin güvenliğini sağlar?” Birbirinin zıttı olan bu iki politikanın temel amacı, devleti dışarıdan gelebilecek tehditlerden korumaktır; yani aslında ikisi de aynı hedefe giden iki farklı yoldur.
Bu bağlamda belirtmek gerekir ki, tarafsızlık politikası tek başına bir güvenlik garantisi değildir. Örneğin iki dünya savaşında da tarafsız kalan Belçika, her iki savaşta Almanya tarafından saldırıya uğramıştır. Bugün de Rusya’nın yakın komşularına yönelik izlediği saldırgan politika, iki Kuzey Avrupa ülkesi olan İsveç ve Finlandiya’nın uzun yıllardır izledikleri tarafsızlık politikasını bırakıp NATO’ya üyelik başvurusunda bulunmalarına neden olmuştur.
Her devletin kendine has bir kimliğe sahip olduğunu düşünürsek, bugüne kadar İsveç ve Finlandiya’nın kimliklerinin en önemli yapı taşlarından birinin tarafsızlık olduğunu söyleyebiliriz. İsveç örneğinde bu, yaklaşık son iki yüzyıldır, hırslı ve büyük bir askerî güçten halkın refahını önceleyen bir devlet olan “halk evine” dönüşüm anlamına gelmektedir. 1814 yılında resmî olarak herhangi bir askerî ittifaka katılmayacağını duyuran İsveç, o tarihten itibaren iki dünya savaşı da dâhil olmak üzere hiçbir savaşta yer almamıştır. Nitekim günümüze kadar devam eden bu politikanın İsveç halkının refahını ve güvenliğini sağlayan en önemli etken olduğu söylenebilir.
Etiketler : Rusya
